Bir Sabah Kayseri’de Kendime Uyanış
“Kendiyle barışık insana ne denir” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.
Sabahın ilk ışıkları Kayseri’nin gri binalarına vururken odama ince bir soğuk sızıyordu. Perdelerin arasından giren ışık yüzüme değil de sanki içimdeki boşluğa dokunuyordu. Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Ama bu fiziksel bir yorgunluk değildi; sanki günlerdir kendimi taşıyormuşum gibi ağır, içe çökmüş bir his vardı üzerimde.
Yatağın kenarında oturup bir süre duvara baktım. O an aklımdan geçen tek cümle şuydu: “Ben kendimi neden sevmeyi unutuyorum?”
25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutuyorum; hatta bazen fazla dürüst olduğumu düşünüyorum kendime karşı. Çünkü kalem elimdeyken saklanacak hiçbir yerim kalmıyor. O sabah da defterimi açtım. Sayfalar arasında eski cümlelerim vardı: yarım kalmış umutlar, kırılmış beklentiler, birine söylenmemiş cümleler…
Ve bir cümle dikkatimi çekti: “Kendini sevmek için neler yapılabilir?”
O an bu soru sadece bir yazı fikri gibi değil, hayatımın tam ortasında duran bir boşluk gibi hissettirdi.
Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Kendimi Aramak
O gün dışarı çıktım. Kayseri’nin sabahları bana hep garip bir sakinlik verir. İnsanlar acele eder ama şehir sanki onları yavaşlatır. Ben de o kalabalığın içinde yürürken aslında hiçbir yere ait olmadığımı hissettim.
Bir süre Kocasinan tarafında yürüdüm. Ellerim cebimde, kulaklarımda müzik yoktu. Çünkü bazen sessizlik, insanın kendini daha net duymasını sağlıyor. Ama o sabah sessizlik bile ağırdı. İçimde sürekli dönen bir düşünce vardı: “Ben kendimi neden bu kadar sert eleştiriyorum?”
Bir vitrinin önünde durdum. Camda kendi yansımama baktım. Gözlerimin altı hafif mor, yüzümde yorgun bir ifade vardı. Kendime bakarken bile içimde bir yabancıya bakıyormuşum gibi hissettim. O an fark ettim ki, ben kendime hep eksik taraflarımı hatırlatıyordum. Hiç tamamlanmış halimi görmüyordum.
Ve belki de kendini sevmek için neler yapılabilir sorusu tam da burada başlıyordu: Kendine nasıl baktığınla.
Günlüğümle Yüzleştiğim Gece
O akşam eve döndüğümde hava kararmıştı. Kayseri’nin gecesi erken iner. Lambaların altında sokaklar daha da yalnız görünür.
Masama oturdum ve günlüğümü açtım. Kalem elimdeydi ama yazmak kolay değildi. Çünkü bazı duygular yazıya dökülmeden önce insanın içinde uzun süre bekler.
“Bugün kendime baktım,” diye başladım.
Sonra durdum. Çünkü devamı zordu. Kendime karşı dürüst olmak kolay değil. Ama yazmaya devam ettim:
“Bugün kendimi sevmediğimi fark ettim. Belki de sorun bu değil, kendimi nasıl seveceğimi hiç öğrenmemiş olmam.”
Kalem durdu. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Sadece içimde bir şey kırıldı gibi oldu. Sessiz, kimsenin duymadığı bir kırılma.
O an anladım ki kendini sevmek bir anda öğrenilen bir şey değil. Daha çok unutulmuş bir dili yeniden hatırlamak gibi.
Kendini Sevmek İçin Neler Yapılabilir?
Bu soru o geceden sonra zihnimden hiç çıkmadı. Her gün biraz daha içine çekti beni. Ve fark ettim ki cevaplar büyük şeylerde değil, küçük anlarda saklıydı.
Kendine dürüst bakabilmek
İlk fark ettiğim şey, kendime karşı ne kadar sert olduğumdu. Başkalarına gösterdiğim sabrı kendime göstermiyordum. Bir hata yaptığımda içimdeki ses hemen konuşuyordu: “Yetersizsin.”
Ama bir gün defterime şunu yazdım: “Ben hata yaptığım için kötü değilim. Sadece öğreniyorum.”
Bu cümleyi yazmak kolay olmadı. Çünkü zihnim yıllardır başka bir dil konuşuyordu. Ama o gün küçük bir şey değişti. Kendime ilk kez düşman gibi değil, bir insan gibi baktım.
Küçük rutinlerin iyileştirici gücü
Ertesi gün sabah erken kalktım. Kendime kahve yaptım. Basit bir şeydi ama uzun zamandır ilk kez acele etmeden yaptığım bir şeydi.
Pencereden Kayseri’ye baktım. Şehir yine aynıydı ama ben biraz farklıydım. Sanki içimdeki gürültü azalmıştı.
O gün kendime küçük bir söz verdim: Her gün kendime bir iyilik yapacaktım. Büyük şeyler değil. Yürüyüş, bir sayfa yazı, biraz müzik, bazen sadece durmak.
Ve fark ettim ki kendini sevmek için neler yapılabilir sorusunun cevabı aslında büyük değişimlerde değil, küçük tekrar eden seçimlerde gizliydi.
Yalnızlığın içindeki ses
Bunu da Okuyun: Merhaba yerine ne denir ?
Bir akşam Erciyes’in siluetine karşı yürürken telefonumu cebime koydum. O an gerçekten yalnızdım. Ama bu yalnızlık eskisi gibi korkutucu değildi.
Kendime şunu söyledim: “Yalnız olmak eksiklik değil.”
Bunu söylerken içimde bir direnç vardı. Çünkü uzun süre yalnızlığı bir boşluk gibi görmüştüm. Ama zamanla anladım ki yalnızlık bazen insanın kendi sesini duyabilmesi için gerekli bir alan.
O gün yürürken içimdeki ses biraz daha yumuşaktı. Kendimi sürekli eleştiren tarafım susmuştu. Yerine daha sakin bir şey gelmişti. Sanki kendime ilk kez “tamam, buradayım” diyordum.
Geçmişle Hesaplaşma
Bir gece eski mesajlara baktım. Bir dönem hayatımda önemli olan biriyle olan konuşmalar… Bitmiş ama izi kalmış.
O mesajları okurken içimde hem bir hayal kırıklığı hem de garip bir kabul vardı. O kişi gitmişti ama asıl mesele o değildi. Asıl mesele benim kendime ne bıraktığımdı.
O ilişkiden sonra kendimi suçlamıştım. Yetersiz hissetmiştim. Ama defterime o gece şunu yazdım:
“Birinin gitmesi benim eksik olduğum anlamına gelmiyor.”
Bu cümle içimde uzun süre yankılandı. Çünkü ilk kez kendimi suçlamayı bırakıyordum.
Kendine şefkat göstermeyi öğrenmek
Şefkat kelimesi bana hep uzak gelirdi. Başkalarına göstermek kolaydı ama kendime geldiğinde zorlanıyordum.
Bir gün aynaya baktım. Uzun süre kendime baktım. Eleştirmeden. Sadece baktım.
Sonra içimden sessiz bir cümle geçti: “Sen de yoruldun.”
O an gözlerim doldu. Çünkü kendime ilk kez anlayış göstermiştim. Ve bu küçük an, büyük bir dönüşüm gibi hissettirdi.
Bugün “Kendiyle barışık insana ne denir” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Eger ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Değişimin Sessiz Başlangıcı
Zaman geçtikçe fark ettim ki artık kendime yazdığım cümleler değişiyordu. Eskiden daha sert olan ton, yavaş yavaş yumuşamıştı.
“Yapamadım” yerine “denedim.”
“Yetersizim” yerine “öğreniyorum.”
Bu değişim büyük bir olayla olmadı. Sessizce oldu. Kimse fark etmedi belki ama ben içimdeki farkı her gün hissediyordum.
Bir sabah yine Kayseri’de yürürken, gökyüzü açık ve sakindi. İçimde ilk kez ağır bir yük yoktu. Tam anlamıyla mutlu muydum bilmiyorum ama huzura yakın bir şey vardı.
Kendimi sevmek bir yolculukmuş
Artık anlıyorum ki kendini sevmek bir varış noktası değil. Sürekli devam eden bir yolculuk.
Bazen geri gidiyorsun, bazen duruyorsun, bazen aynı şeyleri tekrar öğreniyorsun.
Ama önemli olan şu: Kendinden vazgeçmemek.
Ben uzun süre kendimden vazgeçmenin eşiğinde dolaştım. Ama şimdi biliyorum ki en zor ama en değerli şey, kendinin yanında kalabilmek.
Sonunda değişen şey
Defterimi açtığımda artık aynı kişi değilim. Aynı şehirde yaşıyorum, aynı sokaklarda yürüyorum ama içimdeki ses değişti.
Daha yumuşak, daha anlayışlı, daha gerçek.
Ve en önemlisi, artık kendime yabancı değilim.
Kendimi sevmek için neler yapılabilir sorusunun cevabı hâlâ tamamen bitmiş değil. Ama artık biliyorum: her gün biraz daha kendine yaklaşmak, her gün biraz daha anlayış göstermek ve en önemlisi, kendinden kaçmamak…