İçeriğe geç

Vakit nakittir kimin sözü ?

Vakit Nakittir Kimin Sözü? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme

“Vakit nakittir” sözü, ekonomik ve iş dünyasının en bilinen ifadelerinden biridir. Ancak, bu deyim sadece bireysel zaman yönetimi ve üretkenlik ile sınırlı değildir. Toplumun farklı kesimlerinden insanlar için bu sözün anlamı, hayatın pek çok yönüyle şekillenebilir. Özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında bu sözün etkileri üzerine düşündüğümde, bu sözü sadece bir iş kültürü mottosu olarak görmek oldukça dar bir bakış açısı olur. İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, sokakta, toplu taşımada, işyerinde, gözlemlediğim sahnelerle birlikte, “Vakit nakittir” anlayışının toplumsal cinsiyet rollerine, toplumsal eşitsizliklere ve sosyal adalet taleplerine nasıl etki ettiğini gözler önüne serebilirim.

Vakit Nakittir: Toplumda Herkes İçin Aynı Anlamı Taşır Mı?

“Vakit nakittir” sözü, genellikle kapitalizmin kalbinde, verimliliğin ön planda olduğu bir iş dünyasında karşımıza çıkar. Bu ifadenin temelinde, zamanın değerini anlamak ve bunu maddi bir kazanca dönüştürme anlayışı yatar. Fakat, bu anlayış toplumun her kesimi için aynı şekilde geçerli olmayabilir. İşyerindeki yönetici ile bir temizlik işçisinin zaman değerinin algısı aynı olabilir mi? Ya da iş hayatında başarılı bir kariyer yapmaya çalışan bir kadın ile evdeki bakım işlerini üstlenen bir annenin vakit algısı ne kadar benzer?

İstanbul’un trafiğinde bir sabah iş yerine giderken, her sabah aynı kalabalıkta toplu taşıma aracına binen farklı yaşlardan ve cinsiyetlerden insanları görüyorum. Erkeklerin çoğu genellikle sabah işe gitmek için hazırlanmışken, kadınların bir kısmı hala ev işlerini ve çocuk bakımı görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Kadınların, özellikle annelerin, sabahları geç kaldıkları için stresli halleri, bu sözü başka bir şekilde sorgulamama neden oluyor. Zamanı, daha çok aile içindeki rollerle tanımlayan bir toplumda, kadınlar “vakit nakittir” anlayışına her zaman tam anlamıyla uyum sağlayamayabiliyorlar.

Toplumsal Cinsiyet ve Vakit Nakittir

Toplumsal cinsiyet rolleri, vakit algısının birinci dereceden şekillendiği alanlardan biridir. Bir kadının evdeki işleri ve bakım sorumlulukları, çoğu zaman onun iş gücü piyasasında tam anlamıyla yer almasını engelliyor. Kadınların zamanlarının değerini sadece ev işlerine harcamaları, onlara biçilen “görünmeyen emek” kavramıyla sıkı sıkıya bağlı. Evde vakit geçiren bir kadın için “vakit nakittir” demek, genellikle iş gücü piyasasında değer kazandığı anlamına gelmiyor. Oysa erkeklerin zamanları genellikle iş yerlerinde ve gelir getiren işlerde “nakde” dönüşüyor.

Geçtiğimiz hafta bir arkadaşım, sabah işine gitmek için acele ederken, çocuklarını okula bırakmaya çalışan bir kadına şahit olduğunu anlatmıştı. Kadının yüzündeki tedirginlik, onun zamanının kıymetini bilmemekten değil, aslında zamanının ne kadar kısıtlı olduğunun ve sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmasının getirdiği baskıdan kaynaklanıyordu. Çocukları okula bırakıp işe gitmek zorunda kalırken, bir tarafta “vakit nakittir” anlayışının amansız baskısı, diğer tarafta ise o kadının iş gücü piyasasında “görünmeyen” emeği vardı.

Çeşitlilik ve Zamanın Değeri

Bir diğer önemli konu da çeşitlilik. Toplumdaki farklı grupların vakit algısı da oldukça farklı olabilir. Örneğin, bir mülteci ailesinin vakti, bir beyaz yakalı çalışanın zamanından çok farklıdır. Onlar için “vakit nakittir” sözü belki de hayatta kalma mücadelesinin, zorlu koşulların içinde bir anlam taşıyor. Toplu taşımada, özellikle sabah saatlerinde gördüğüm mülteciler, bazen tek bir iş yerine gitmek için birkaç aktarma yaparak zaman harcıyorlar. Onların zaman değeri de bir şekilde “nakde” dönüşmeyebilir. Zaten genellikle sistemin dışında kalmış, yerleşik iş gücü piyasasında zamanlarını değerli kılacak imkanlardan mahrum bir durumda olan bu insanlara baktığımda, “vakit nakittir” sözünün sadece belli bir gruptan yana olduğunu hissediyorum.

İstanbul’un sokaklarında yürürken, toplu taşıma araçlarında mültecilerin genellikle kötü şartlarda, tedirgin bir şekilde yolculuk yaptıklarını görmek, bana bu ifadenin nasıl farklı anlamlar taşıyabileceğini düşündürüyor. Onlar için “vakit” belki de hayatta kalmanın temel bir aracı, ama bu zaman ne yazık ki çoğu zaman kazanca dönüşmüyor.

Sosyal Adalet ve Zamanın Toplumsal Eşitsizliği

“Vakit nakittir” sözünün bu kadar çok kesimden insanı etkilemesi, aslında toplumsal adaletle de doğrudan ilişkili. Sosyal adaletin sağlanması, sadece bir kişinin zamanını verimli kullanmasından ibaret değildir. Zamanın eşit dağılmadığı bir toplumda, bir kişinin zamanının diğerine göre daha kıymetli olduğu gerçeği, sistemin içinde yaşadığımız adaletsizliğin bir yansımasıdır. İstanbul’da, bir tarafta zengin semtlerde zamanını lüks alışveriş merkezlerinde geçiren insanlar, diğer tarafta ise geçim derdiyle zamanı bir türlü kendi yararına kullanamayan yoksullar var.

Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında, “vakit nakittir” gibi ifadelere bakarken, toplumun her kesiminin bu sözü farklı şekillerde deneyimlediğini unutmamalıyız. Zaman gerçekten de nakde dönüşebiliyor, ama bu herkes için geçerli olmuyor.

Sonuç: Vakit Gerçekten Nakittir Mi?

Evet, “vakit nakittir” sözü çoğu zaman verimliliğin, kapitalizmin ve modern iş dünyasının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ama günlük hayatta, sokakta, toplu taşımada, işyerlerinde ve evde, bu sözü daha derinlemesine sorguladığımda, aslında zamanın herkes için aynı değeri taşımadığını fark ediyorum. Toplumsal cinsiyet rollerinden, çeşitlilikten ve sosyal adaletten bağımsız olarak, bu kavramın bir kesim için ne kadar “gerçek” bir değer taşıdığını görmek, toplumsal eşitsizliği daha yakından gözlemlememe neden oluyor. Vakit gerçekten nakit olsaydı, herkesin zamanı eşit olurdu, ama ne yazık ki bu sadece bir ütopya gibi kalıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet