Bazı kelimeler vardır, kapısını araladığınız anda yalnızca bir anlam değil, bambaşka dünyalar açılır. “Ğurre ne demek?” sorusu da böyle; sözlükten başlayıp fıkıh kitaplarına, oradan da Osmanlı arşivlerinin tozlu tarih kayıtlarına uzanan, hatta bugünün dijital kültürüne dokunan bir yolculuk. Haydi birlikte, dost meclisinde sohbet eder gibi, bu kelimenin kökenine, bugünkü yansımalarına ve yarına dair ihtimallerine bakalım. Ğurre ne demek? Kısa ama çok katmanlı bir cevap “Gurre/Ğurre” Arapça kökenli bir kelime; sözlüklerde “parlaklık, atın alnındaki beyazlık (akıtma), bir şeyin başlangıcı, en değerli kısmı” gibi anlamlarla karşılanır. Osmanlı Türkçesinde ayrıca “kamerî ayların ilk günü”nü belirtmek için de kullanılmıştır. Yani gurre hem ışıltıyı hem…
6 YorumEtiket: bir
Geçmişin İzinde: İş Gücü Oranının Toplumsal Serüveni Bir tarihçi olarak, rakamların ötesinde insan hikâyelerini okumayı severim. Çünkü her istatistik, bir dönemin toplumsal ruhunu, umutlarını ve kırılmalarını taşır. İş gücü oranı dediğimiz kavram da aslında sadece bir ekonomik gösterge değildir; toplumların üretimle, emekle ve kimlikle kurduğu ilişkinin aynasıdır. Gelin, geçmişin tozlu sayfalarından bugüne uzanan bu kavramın serüvenine birlikte bakalım. İş Gücü Oranı Nedir? Kısaca tanımlamak gerekirse, iş gücü oranı, bir ülkede çalışma çağındaki nüfusun (genellikle 15 yaş ve üzeri) ne kadarının istihdamda ya da iş arayışında olduğunu gösteren orandır. Yani iş gücü oranı, üretime katılmaya hazır bireylerin toplam nüfusa oranıdır. Bu…
12 YorumYılbaşı Müslümanlar İçin Nedir? Aynı Zaman, Farklı Anlamlar Konuya hep farklı pencerelerden bakmayı seven biri olarak bugün sizlerle “Yılbaşı Müslümanlar için nedir?” sorusunu masaya yatırmak istiyorum. Bazılarımız için sıradan bir takvim dönümü, kimimiz için muhasebe ve niyet tazeleme zamanı, kimimiz içinse kültürel bir ritüelin kıyısında durup düşünme fırsatı… Gelin samimi bir sohbetin sıcaklığında, verilerle ve hayatın içinden örneklerle bu soruya birlikte yaklaşalım. Önce Tanım: Miladî Yılbaşı mı, Hicrî Yılbaşı mı? Türkiye’de yaygın kullanımda “yılbaşı” denince 1 Ocak, yani Miladî (Gregoryen) takvimin yeni yılı akla gelir. İslâmî gelenekte ise “yıl başı” esasen Hicrî takvimde Muharrem’in birine, yani Hicrî Yılbaşı’na tekabül eder.…
6 YorumHidroelektrik Enerji Nedir? 6. Sınıf Düzeyinde Anlaşılır, Kaynaklı Bir Anlatı Bir sınıfa girdiğinizi düşünün: Pencereden görünen bir nehir, kendi akışıyla sürekli enerji taşıyor. İşte hidroelektrik enerji, suyun bu hareketinden elektrik üretme fikrinin adıdır. Basitçe: yüksekte biriken veya hızla akan su, türbinleri döndürür; türbinler de jeneratörleri çalıştırarak elektriğe dönüştürür. Bu nedenle hidroelektrik santraller genellikle nehirler üzerine kurulan barajlarda veya akarsu yatağında suyun düşüş gücünden yararlanır. Su akarsa, türbin döner; türbin dönerse, elektrik üretilir. [1] Tarihsel Arka Plan: Değirmenden Dev Barajlara İnsanlar suyun gücünü önce tahıldan un öğütmek için su değirmenlerinde kullandı. Elektriğin yaygınlaşmasıyla birlikte, büyük şelaleler ve nehirler dikkat çekti. 1895’te…
8 YorumKelimenin Işığında: Hep Yek 2 Filmi Nerede Çekildi? Edebiyatın dünyasında her metin, mekânla birlikte nefes alır. Mekân, yalnızca bir arka plan değil; karakterlerin iç dünyasını, olayların ritmini ve anlatının nabzını belirleyen gizli bir kahramandır. Tıpkı bir romanın atmosferinde dolaşır gibi, Hep Yek 2 filminin çekildiği yerlerde gezinmek, aslında modern anlatının mizahi yüzüne dokunmaktır. Bu film, yalnızca bir komedi değil; günümüz insanının hızla dönen çarklar arasında sıkışmış hâline ironik bir bakıştır. Peki, bu anlatının sahnesi neresi, bu öykünün taşlarını hangi sokaklar döşedi? Hep Yek 2’nin Çekim Mekânı: Şehrin Nabzı İstanbul Hep Yek 2 filmi, büyük oranda İstanbul’un çeşitli semtlerinde çekilmiştir. Ancak…
10 YorumHelali Olmak Ne Demek? Tarihten Günümüze Bir Kavramın İnsanî ve Kültürel Yolculuğu Kelimelerin Derinliği: “Helal”in Anlam Katmanları Dil, insanın dünyayı anlamlandırma biçimidir. Her kelime, geçmişin izlerini taşır; bir inancın, bir duygunun veya bir geleneğin yansımasıdır. “Helali olmak” ifadesi, Türkçe’nin en köklü, en duygusal tabirlerinden biridir. Yalnızca dinî bir meşruluk göstergesi değil, aynı zamanda sadakatin, onurun ve temiz bir ilişkinin sembolüdür. “Helal” kelimesi Arapça kökenlidir ve “izin verilmiş, günah olmayan, meşru” anlamlarına gelir. Bu anlam, İslam kültürünün toplumsal düzeninde hem bireysel hem de ahlaki bir ölçüt olarak yerleşmiştir. Fakat “helali olmak” ifadesi, bu kavramı yalnızca hukuki değil, duygusal ve etik bir…
6 YorumHava Durumu Kaç Günde Bir Değişir? Toplumsal Değişim, Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Hava Akımları Üzerine Sosyolojik Bir Okuma Bir sosyolog olarak insanların doğayı gözlemlerken aslında kendilerini nasıl anlattıklarına her zaman hayran kalmışımdır. “Hava durumu kaç günde bir değişir?” sorusu yüzeyde meteorolojik bir merak gibi görünür; ancak derinlemesine bakıldığında, toplumların değişim ritmini, rollerin dönüşümünü ve kültürel esneklik kapasitemizi anlatır. Tıpkı hava gibi, toplum da sürekli değişir. Ancak bu değişim asla rastlantısal değildir; değerler, roller ve güç ilişkileri üzerinden akar. Havanın değişimini rüzgâr yönü belirlerse, toplumun değişimini de bireylerin bir arada oluşturduğu anlam ağları belirler. Toplumsal Normlar: Değişimin Görünmez Basıncı Sosyolojik açıdan…
12 YorumHabis Kim? İktidar, Güç ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyasal İnceleme Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimcisinin Perspektifi Güç, insan toplumlarının tarihsel süreçleri boyunca şekillenen bir olgu olarak, sadece yöneticilerin ellerinde toplanan bir unsur olmanın ötesindedir. Güç ilişkileri, toplumların varlıklarını sürdürebilmeleri için temel bir yapı oluşturur. Toplumsal düzenin biçimlenmesinde önemli bir rol oynayan bu güç, sadece iktidarın el değiştirmesiyle değil, aynı zamanda bu iktidarın nasıl kurulduğu, kimler tarafından nasıl yürütüldüğü ve kimlerin bu düzenin içinde yer aldığıyla da doğrudan ilişkilidir. Peki, Habis kimdir? Bu figür, iktidarın gücünü kimlerin elinde tuttuğunu, toplumsal düzenin nasıl şekillendiğini, ideolojinin hangi düzeyde…
10 Yorum“Reftiye ne demek?” Eski bir kelimeye takılıp kalmaktan bıktım: İhracata vergi koyan bir düzeni bugün savunur musunuz? Samimi olayım: “Reftiye ne demek?” diye sorup geçmek istemiyorum. Çünkü “reftiye”, tozlu arşiv kelimelerinden ibaret değil; ticarete, devlet aklına ve güç ilişkilerine dair sert bir ayna. İhracatın üstüne vergi bindiren bir sistemi romantikleştirmek mi, yoksa ondan ders çıkarıp bugünün ticaret tartışmalarını cesurca mı yapmak lazım? Ben ikincisini savunuyorum. Reftiye ne demek? (Kısa ve net tanım) “Reftiye”, Osmanlı’da Tanzimat’a kadar ülkeden çıkarılan (ihraç edilen) mallardan alınan gümrük vergisinin adıdır; yani ihracat vergisi. Terim, klasik literatürde doğrudan dış gümrük kalemleri arasında sayılır. Bu, yalnızca dilsel…
8 YorumBezme Ne Demek Osmanlıca? Psikolojik Bir Bakışla İnsan Ruhunun Derinliklerine Yolculuk Bir psikolog olarak, insan davranışlarının kökenine inmek, yalnızca günümüz dilinin sınırlarında kalmakla mümkün değildir. Bazen bir kelime, bir çağın ruhunu taşır; bazen de insanın içsel karmaşasını yüzyıllar ötesinden bugüne fısıldar. Bezme ne demek Osmanlıca? sorusu da tam olarak böyle bir kapı aralar. Bu kelime, sadece bir sözlük tanımı değil, aynı zamanda insan ruhunun sosyal, bilişsel ve duygusal katmanlarına açılan bir aynadır. Bezmin Anlamı: Dildeki Yorgunluk Osmanlıca’da “bezm” kelimesi aslında “meclis, sohbet yeri, topluluk” anlamına gelir. Ancak “bezmek” fiilinden türeyen “bezme” hali, “usanma, bıkma, yorgunluk” gibi duygusal çağrışımlara sahiptir. Bir…
12 Yorum